***
Geç kalmışlığın eşiğinde, kıvranıp duruyordu bedenim; ve düşlerim, canımı sıkan pek çok şeyle birlikte, kim bilir kimin evinde?
Her şey zamansız, her şey uzak... Anlamsız satırlar, yetim kalmış anılar ve kime ait idi bütün bu duygular?
Boş bardaklarda ifadesiz suratlar, ve yankılanırken fısıltılar; duvar diplerine habersiz gelirdi kuşlar. Hep mi boşa çıkar umutlar?
Kurulu saatler ve kesik nefesler... Tatsız bir öfkenin esiriydi geceler; kamaşırken gözler, ne zaman tutuldu ki sözler?
Her şey yalandı, herkes dolan... Ve zaman, ötede aslı duran; sahipsiz bir sarkaçtı. Biriken yalnızca kendi gözyaşlarımdı...