***

Portakal kabukları ve yırtık kartları; telden örülü suratları... Kül yağmurları örter bütün sokakları; yıkık dökük binaları, kırılmış kaldırım taşları...


Tırnaklarında açıyordu çiçekler, ve durgundu düşler... Kararırken yürekler, küreklere asılmış gemiler; ufukta belirdiler...


Radyodaki sesler, esir düşen tüfekler; küf kokulu odalarda doğar bebekler... Ve kördür ezgiler; sustukça yükselen şehirler, ufukta gölgedirler... 



Bu blogdaki popüler yayınlar

***

***